Düğün mevsimi açılıyor, birbirinden güzel gelinler en güzel olmak için, damatlar ise en yakışıklı olmak için şıklık yarışına giriyor.
Düğün günü yaklaştıkça, istediği forma kavuşamayan, yoğun çalışma temposu içinde olan, hazırlıkların stresinden bunalan ve tüm bunların yanı sıra kilo vermek isteyen gelin ve damat adaylarının içini Cooltech teknolojisi serinletiyor.
Gelin ve damat adaylarının en özel günü olan düğünlerde, gelinler için en önemli konuyu düğün öncesi bakım ve zayıflama oluşturuyor. Karın, kalça, bel ve kol gibi kilo probleminin yoğun olduğu bölgelerdeki yağlardan kısa sürede kurtulabileceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Medikal Estetik Doktoru Emre Çiçek, gelin adaylarının yağları dondurma yöntemiyle pratik bir şekilde zayıflayabildiğinin altını çiziyor.
Üst ve alt karın bölgeleri, basenler, bel yanları, sırt bölgesi ve iç bacaklarda çok başarılı sonuçlar alındığını belirten Dr. Emre Çiçek “Bilimsel çalışmaların sonucuna göre uygulama sonrasında yağda % 25-40 azalma sağlanmaktadır. Müşteri memnuniyeti ise % 80-90 civarındadır. 1 seansta 6-12 cm’ e varan incelme görülüyor. Sadece bir uygulamanın ardından 3 ay sonra yapılan ölçümlerde ortalama olarak karın (abdominal) bölge yağ kalınlığında 4.8 cm azalma olduğu tespit edilmiştir. Karın (abdominal) bölgeye yapılan 2 uygulamadan 3 ay sonraki ölçümlerde ise incelmenin 6.4 cm olduğu belirlenmiştir” dedi.
Bu yöntemin kas üstü yağ tabakasını hedef alarak çevre dokulara zarar vermeden yağ hücrelerini yok ettiğini söyleyen Dr. Emre Çiçek, uygulamayı takip eden iki ay içerisinde yağ hücrelerinin parçalandığını ve tamamen doğal yollarla vücuttan atıldığını belirtiyor. Bu tedaviyle gelin adaylarının uzun süredir veremediği bölgesel yağlardan ve kilolardan Cooltech ile kurtularak formuna kavuşabildiğini sözlerine ekliyor.
Uygulamanın ortalama bir saat sürdüğünü dile getiren Dr. Emre Çiçek, ilk uygulamadan 15 gün sonra olumlu etkilerinin görülmeye başladığını söyleyerek genellikle bir seanslık uygulamanın yeterli olduğunu ifade ediyor.
Hiçbir cerrahi müdahale olmaksızın cildin altındaki yağ hücrelerine ulaşılabildiğine değinen Dr. Emre Çiçek, uygulama sırasında ve sonrasında hastanın bir ağrı hissetmediğini sözlerine ekliyor.
Kış aylarında soğuk hava şartları nedeniyle daha hareketsiz yaşantımız olması, enerji değeri yüksek yiyecek ve içeceklerle beslenmemiz gibi nedenler kilo alımını kolaylaştırıyor. Fazla kilolar ise, depresyonu tetikleyen bir unsur olarak öne çıkıyor ve psikolojimizi olumsuz yönde etkiliyor. Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nden Dr. Mehmet Yavuz, konuyla ilgili görüşlerini ve yapılması gerekenleri paylaşıyor.
Kilo alımı ve depresyon arasındaki ilişkiYanlış beslenme alışkanlıkları, iş stresi ve benzer birçok problem ile kilo alımı hızlı olarak gerçekleşebilir. Alınan kilolar ise fiziki ve ruhsal birçok probleme yol açar. Fazla kilolar, başlı başına yoğun bir anksiyete nedenidir. Kilo alma depresyona neden olabileceği gibi depresyonda olma da kilo almayı beraberinde getirir. Bu, kişilerde hayatı etkisi altına alan bir kısır döngü oluşturur.
Kilo alımının nedenleri irdelenmeliYemek yeme kadınlarda rahatlama sağladığı gibi, ölçü kaçırıldığında pişmanlık ve kızgınlık duygularını da tetikler. Spor yapmaktan kaçan ve kilo almaya başlayan bir kadın, mutlaka konuyla ilgili kendini sorgulamalıdır. Söz konusu durum, kısa bir süre sonra kısır döngüye dönüşür ve kilolu olma gerçeğine daha fazla yemek yiyerek karşılık verilip, spor yapmaktan kaçınılabilir. Böylece kilolar baş edilemez hale gelebilir.
Antidepresan kullanımında dikkatli olunmalıDepresyon sonucu kilo alan kadınlar, antidepresan kullanımı konusunda dikkatli olmalıdır. Böyle bir tedavinin sonucu yine kilo almak olabilir, bu antidepresanlardan kaçmak için bir neden değildir fakat fazla kilolarla baş etmek için kullanılacak bir yöntem de değildir. Depresyon nedeniyle ilaç kullanan kişilerin kilolarını sık sık takip etmeleri, eğer kontrolsüz bir kilo alma söz konusu ise derhal hekimleri ile görüşmeleri gerekir.
Hamilelik ve masa başı işleri risk grubunda yer alırKadınların kilo almaya en müsait oldukları dönem olarak bilinen gebelik dönemi ve sonrasında, vücutta kalan fazla kilolar için çaba gösterilmesi önemlidir. Eğer kilolardan kurtulmak için bir çaba harcamazsa ve gerçekleşen birden fazla doğum varsa, şişmanlık yaşam kalitesine büyük ölçüde zarar verir. Doğum dışında kadının hayatında oluşan çeşitli değişiklikler nedeniyle fiziksel aktivitelerinin azalması, örneğin bedensel olarak aktif olduğu bir işten masa başı bir işe geçmesi, iş bırakma veya emeklilik, araba kullanmaya başlamak gibi nedenlerle enerji tüketiminin azalması da kilo kontrolünde sorunlara yol açar. Yaşlılık, beslenme alışkanlığının ayaküstü yenen tost, sandviç, pizza gibi hazır yiyeceklerden oluşması şişmanlığa neden olan etkenler olarak karşımıza çıkar. Modern toplumlarda yaşama, evlilik, alkol tüketimindeki artış ve en önemlisi genetik özellikler de kilo almada etkilidir.
Depresyona karşı beslenme alışkanlıklarınızı düzenleyinBeslenme tarzı, şişmanlık için büyük ölçüde belirleyicidir. Çok yağlı yemek türleri fazlaca tüketiliyorsa ya da özellikle sanayileşmekte olan ülkelerde tercih edilen hazır yemek türleri tüketiliyorsa, şişmanlık toplumsal bir sorun haline de gelebilir. Kilo sorunundan uzak durmak için beslenme tarzında yapılması önerilen değişiklikler şu şekildedir:
- Sabah kahvaltısı yapın. Öğün sayısını azaltmadan 3 öğün yemek yiyin, ara öğünlerle günlük öğün sayınızı artırın.- Sebze ve meyve tüketimini artırın.- Alkol tüketiminizi azaltın veya tamamen bırakın. Alkol, yüksek kalorisi nedeniyle gün boyu tatlı isteğinizi de artıracaktır.- Çikolata, bisküvi gibi besin değeri düşük ama kalorisi yüksek besinler yerine taze veya kurutulmuş meyve yiyin.- Yemeğinizi yavaş yavaş yiyin. Hızlı yemek yediğinizde, doyduğunuzu anladığınız zaman zaten gerektiğinde fazla yemişsinizdir.- Hayvansal yağlardan kaçının. Tavukların derilerini, etlerin yağlı kısımlarını ayırın. Katı yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçek yağı ve mısırözü yağı gibi bitkisel yağlar kullanın.- Bol bol su için.- Mümkünse her gün aynı saatte kalkın.- Yemeklerden sonra dişlerinizi fırçalayın. Diş fırçaladıktan sonra muhtemelen canınız bir şey yemek istemeyecektir.- Tatlı yemekten kaçının. Daha az tatlı tüketin.- Tuz ve şeker kullanımınızı azaltın.
Ramazan ayı boyunca sağlığınızı korurken kilo verebileceğinizi ve bunu çok büyük değişikliklere gerek kalmadan da yapabileceğinizi biliyor muydunuz?
Ramazan’a uyum sağlarken sağlığınızı koruyarak nasıl kilo verebileceğinizi Hisar Intercontinental Hospital Gastroenterohepatoloji ve Fitoterapi Uzmanı Dr. Hakan Güveli’den öğrendik…
Ramazana Uyum Sağlarken Kilo Verebilirsiniz!Ramazan ayı sıcak yaz aylarına rastladı ve daha geç saatte bir iftar bizi bekliyor. Bu da beraberinde uzun süreli açlık ve susuzluğu getiriyor. Normalde karaciğerde ve kaslarda depolanan glukoz ilk olarak yıkılır, fakat açlık uzarsa yağ ana enerji kaynağı olarak kullanılır. Burada önemli bir ipucunu göz ardı etmemek gerekir. Doğru beslenme ve egzersizi Ramazan ayında birleştirirseniz hem oruç tutar, sağlıklı olur hem de kilo verebilirsiniz. Fakat tam tersine dengeli beslenmez ve az su tüketirseniz açlıkta yağ yıkılır ve zararlı sonuçlar olabilir. Dolayısı ile kilo probleminiz olmasa da doğru beslenmenin yanı sıra hafta da 3 kez tempolu yürüme, bisiklete binme, hafif koşma gibi kardiyo benzeri egzersizleri yapmanız doğru enerji yakımı ve zararlı madde oluşumlarını engellemek için gereklidir. Yeterli protein alınmazsa kas kitlesinde yıkım ve metabolik dengede bozulmalar olacaktır. İftar ve Sahurda Nasıl Beslenmeli?• Oruç büyük bir hazırlık gerektiren fiziksel ve manevi bir deneyimdir. Eğer fiziksel olarak kendinizi iyi hissetmiyorsanız ya da sağlık durumunuzdan emin değilseniz, oruca başlamadan önce hekiminizle konuşun. Sağlık durumunuzu ve varsa tedavinizi etkileyebilecek muhtemel değişiklikleri veya alternatifleri hekiminizle birlikte gözden geçirin. • Mutlaka sahura kalkın. Ancak ağır yağlı ve karbonhidratlı beslenmeden kaçının. Özellikle glisemik indeksi düşük beslenerek kan şekeri yükselmelerinizi önleyebilir; daha uzun süre tokluk sağlayarak enerjinizi koruyabilirsiniz. • Yedikten sonra yatınca sindirim sisteminde şikayetlerim artıyor, tansiyonum çıkıyor, çok uykusuz kalıyorum diyerek sahura kalkmadan oruç tutmayı düşünüyorsanız bundan hemen vazgeçin. Sahursuz tutulan oruç, vücutta susuzluğun artarak metabolik bozukluklar oluşmasına, kendinizi daha bitkin ve yorgun hissederek daha sık hastalanmanıza neden olur. • Sahurda yağ ve şeker içeriği dengeli beslenmek, aralıklarla yeterli oranda su içmek ve yedikten hemen sonra değil bir süre sonra yatmak vücudumuzun dengesine yardımcı olur ve ertesi gün sosyal yaşam kalitesinde verime katkı sağlar. • İftar Ramazan’da beslenmede en önemli öğündür. Ramazana özel geleneksel yemeklerden uzak durmayın ama beslenmenizi sağlıklı içerik ve pişirme yöntemleri (fırında ya da az su ile buharda) kullanarak sağlayın. • İftar da mutlaka bir bardak su ve yanında birkaç atıştırma ile başlayıp ana yemek için 5-10 dakika bekleyin. • Sofranızı tok tutucu, az kolesterol içerikli, glisemik indeksi düşük (Glisemik İndeks yenilen herhangi bir besinin kan şekerini yükseltme yeteneğidir), lifden zengin, az yağlı gıdalarla zenginleştirin. • Zeytinyağlı veya etli pişmiş sebze yemekleri, sebze veya kuru baklagil çorbaları, bulgur veya kepekli pirinçten yapılmış pilav, kepekli makarna, fırınlanmış-ızgara veya buğulama balık, yağsız kırmızı et, derisiz tavuk veya balıketi, kabuklu meyveler, ceviz, fındık gibi sert kabuklu meyveler ve zeytinyağı ile hazırlanmış salatalar tüketin.• İftardan sahura aralıklarla yeterli miktarda su tüketin. Unutmayın çay ve kahve suyun yerini tutmadığı gibi vücudunuza su kaybettirir.• Az miktarda doğal meyve suyu iftar ya da sonrasında içebilirsiniz, sahurda ise ayran, soda, komposto ve hoşaf tercih edin.• Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmeye önem verin. • Kepekli, yulaflı tahıl ürünleri ve lifli gıdaları tercih edin. • Atıştırmaları mümkün olduğunca azaltın. Yemek üstüne meyve, kuruyemiş ve tatlı tüketmeyin.• Mide de boşalmayı geciktirmeyen, asit salınımını ve reflüyü artırmayan, sindirimi ve emilimi kolay, çok gaz oluşturmayan ve direkt ya da hızlı metabolizmayı uyarmayan bir diyeti tercih edin. • Yavaş ve iyi çiğneyerek yiyin. İftarda tam tokluk hissi olmadan sofradan kalkmalıdır. Mümkünse birkaç saat sonrasında egzersiz yapabilirsiniz.• Büyük tabak kullanmayın, orta boy tabaklarda servis yapın.• Yağlı, peynirli, kaşarlı, pastırmalı, kuşbaşı etli ve kıymalı börekler yerine sebzeli börekler tüketin. • Hamurlu, kızartmalı ve ağır şerbetli tatlılardan kesinlikle uzak durun. Bunların yerine sütlü ya da yoğurtlu tatlılar tercih edin. Vitamin ve mineral destekli, tahıl gevreği ve meyveli tatlılardan küçük parçalar, taze meyveler tüketebilirsiniz. • Yemek kültürümüzün önemli bir parçası olan komposto ve hoşafı sofranızdan eksik etmeyin. Zencefil, tarçın ve karanfil katılmış mevsim meyvelerinden ya da sağlık durumunuzu göz önünde bulundurarak kuru meyvelerden hoşaf ve komposto için. • Aynı tabakta çok fazla besini karıştırmayın ve ölçünüz açlık ve göz hakkınız değil; yiyebildiğinizin biraz daha azı olsun. • Ramazan ziyaretlerinde ziyafet sofrasından nasıl kaçayım diyenlerdenseniz, tamam kaçmayın ama ağır yağlı ve kızartmalı yemekler varsa az miktarda birini seçin. • Ağır yemek üzerine ağır bir tatlı, birçok çay ve sonrasında meyve gibi çok zengin ama çok tehlikeli bir beslenme şeklinden uzak durun. • Dengeli bir iftardan sonra akşam serin saatlerde mutlaka yemek sonrası kardiyo tarzında 20-30 dakika süreyle fiziksel aktivitelerinize devam edin. • Teravih namazına gidecekseniz mutlaka ağır iftar yemeklerinden kaçının. Çünkü yapılan araştırmalar ağır bir iftar yemeği sonrasında teravih namazı kılanların acil servise daha çok başvurduklarını göstermektedir.
Uzun ve sıcak günlerde tutulan oruç birbirinden lezzetli yemeklerle hazırlanan sahur ve iftar sofraları ile birleştiğinde Ramazan’da kilo almak ve sağlık problemleri ile karşılaşmak kaçınılmaz olabiliyor. Bu nedenle Ramazan ayında sağlıklı beslenme kurallarına iki kat özen gösterilmesi gerekiyor. Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu, oruç tutarken doğru beslenme hakkında bilgi verdi.
Geceden yemek yiyip yatmak mideye zarar veriyorOruç tutarken açlık süresinin artması nedeni ile iftar ve sahur olmak üzere 2 öğün yerine akşam saatlerinde bir öğün daha yapmak uygun olacaktır. Uykuya ara vermemek için iftarda yenilenle oruç tutmak veya yiyip yatmak yazın bu uzun günlerinde günün ilerleyen saatlerinde hipoglisemiye ( şeker düşüklüğüne ) bağlı olarak sağlık problemleri ortaya çıkmasına sebep olacaktır Bu nedenle kesinlikle sahur yapılmalıdır. İftarda hafif yemekler yiyerek sonrasında bir ara öğün yapmak gün boyu boş kalan midenin sindirim için zorlanmasına engel olacaktır. Ara öğün olarak da meyve galeta veya leblebi gibi karbonhidrat kaynağıyla 1 bardak süt veya yoğurt tüketimi uygundur.
Sahurda yenen yumurta tok tutuyorSahurda mideyi yormayan az yağlı bol protein içeren mönü tercih edilmelidir. Yüksek protein daha uzun tokluk hissi oluşturacağından orucun daha rahat tutulmasını sağlar. Haşlanmış 1 yumurta, az yağlı az tuzlu peynir çeşitleri, 1 bardak süt veya yoğurttan oluşan mönüye 3-4 dilim ekmek, susuzluğu önlemek açısından 1 porsiyon meyve ekleyerek güzel bir sahur mönüsü oluşturulabilir. Yumurta kullanarak yapılan az yağlı bir menemen veya yine yumurta kullanarak hazırlanan bir salata mönüdeki posa içeriğini artıracağından gün içinde yaşanabilecek kabızlık sorununu da ortadan kaldıracaktır.
Sofranızın ihtişamlı olmasından çok, sağlıklı yiyeceklerden oluşmasına özen gösterinGün boyu aç kaldıktan sonra hiç doyulmayacak düşüncesiyle hazırlanan sofralardan uzak durulmalıdır. Kızartma, börek, pilav, makarna ile şerbetli tatlılar Ramazan sofralarını süsleyerek kilo artışına neden olmaktadır. Kilo alımını ve mide rahatsızlıklarını önlemek için; ağır kızartma yemekleri yerine hafif zeytinyağlı veya etli sebze yemekleri tercih edilmelidir. Kırmızı et ve beyaz et dengeli olarak tüketilmeli, tek yönlü seçim yapılmamalıdır. Her yemeğin yanına yakıştırılan pilav veya makarna gibi yağ içeriği yüksek olan karbonhidrat grubu yerine ekmek ve Ramazan’ın olmazsa olmazı pide iftar mönüsü için daha uygundur. İftarda çorbayla yemeğe başlamak, sonrasında 10-15 dakika ara vermek ve daha sonra yemeğe devam etmek yemek sonunda yaşanacak şişkinliği ortadan kaldıracaktır. Ayrıca iftarda tüketilen salata günlük alınan posa miktarını olumlu yönde etkileyerek kabızlık sorununu da engelleyecektir. Uzun süre açlığa bağlı olarak oluşan hipoglisemiye bağlı olarak tatlı isteği diğer günlere oranla Ramazan’da daha fazla olmaktadır. Bu isteği karşılamak amacıyla şerbetli ağır tatlılar yerine, sütlü veya meyveli hafif tatlılara yer verilmelidir. Yemek sonrasında yenilen meyve veya iftarda önerilen hurma da tatlı isteğini kısmen azaltacaktır.
İçecek tercihinizi sudan yana kullanınNormalde günlük su ihtiyacı 2-2,5 litredir. Uzun ve sıcak yaz günlerinde bu miktardan daha az su tüketimi başta böbrek rahatsızlıkları olmak üzere birçok sağlık problemini beraberinde getirecektir. Bunun yanında çok şekerli ve asitli içecekler yerine; komposto, ayran, taze sıkılmış meyve suyu gibi sağlıklı içecekler sıvı ihtiyacı karşılamak için tercih edilmelidir. Ancak sağlıklı da olsa bu içecekler asla suyun yerini almamalıdır.
Yaz mevsimi başta olmak üzere, tüm mevsimlerde kimsenin vazgeçemediği tatlılardan biridir dondurma… Sütten üretilen dondurma, aynı zamanda sağlıklı tatlı seçeneklerinin başında geliyor.
Diyetisyen&Yaşam Koçu Gizem Şeber, dondurmanın yararlarını şöyle sıralıyor:
• Kaliteli protein kaynağıdır. • A vitamini açısından zengindir. • Riboflavin vitamini açısından zengindir. • Kalsiyum ve fosfor minerallerini yüksek oranda içerir. • Az miktarda D vitamini içerir. • Birçok tatlıya nazaran kalori içeriği daha düşüktür.
Çocukların Gelişme Çağında Yardımcı
Büyüme ve gelişme çağında protein, kalsiyum ve fosfor kemik ve kas gelişimi açısından elzemdir. Dondurma, içeriği ile bu gereksinmenin karşılanmasında yardımcı olur. Özellikle süt tüketmeyi sevmeyen çocuklarda süt yerine tüketilmesi günlük besinsel ihtiyaçların karşılanmasına yardımcı olur.
Gebe Beslenmesinde Önemi
Gebelik döneminde; anne adayının kaliteli protein ve kalsiyum ihtiyacı artar. Anne bu gereksinmesini karşılayamazsa, bebek annenin depolarını kullanır ve doğum sonrası anne de kemik erimesi gibi sorunlar çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle gebelerin günlük 600 ml (3 bardak) süt ve süt ürünleri tüketmesi gerekir. Bu gereksinmenin bir kısmı dondurma ile karşılanabilir.
Yaşlılarda Kalsiyum İhtiyacını Karşılıyor
Kilo almakta güçlük çeken, çiğneme ve yutma güçlüğü olan yaşlılarda günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanması açısından önemli bir kaynak olarak kullanılabilir.
Tedavi Alan Kanser Hastaları Kolay Tüketiyor
Kemoterapi alan hastalarda, kimi zaman kemoterapi tedavisinden hemen sonra yanma hissi ve iştahsızlık gözlenebilir. Buna paralel bulantı ve kusma şikâyetleri baş gösterebilir. Bu tür hastalarda, dondurmanın genellikle kolay tüketildiği ve bulantıya sebep olmadığı gözlenmiştir.
Zayıflamak İsteyenler Dondurma Tüketebilir mi?
Günlük beslenme programından 1 bardak süt ve 1 dilim ekmek eksilten kişi, diyet yaparken de günde 2 top dondurmayı ara öğün olarak tercih edebilir.
Şeker Hastaları Dondurma Yiyebilir mi?
Kan şekeri düzeyi kontrol altına alınmış ve obez olmayan şeker hastaları; diyetisyenlerinin önerisi doğrultusunda haftada 1-2 defa 1 top sade veya meyveli dondurma tüketebilir. Piyasada bulunan tatlandırıcı ile hazırlanmış şeker içermeyen dondurmalar da, günde 1-2 top ara öğün yerine tercih edilebilir.
Bilinçli Tüketim İçin...
• Gerçek sütten yapılmış dondurmalar tercih edilmelidir. • Süt kreması veya kaymaktan yapılan dondurmalar, daha nadir tercih edilmelidir. • Dondurma; süt ürünü olduğundan ötürü uygun koşullarda saklanmadığında zehirlenme riski yaratabilir. Bu nedenle; soğuk ve karanlık ortamda saklanmalıdır. • Erimiş, eridikten sonra yeniden donmuş dondurmalar kesinlikle tüketilmemelidir. • Paket dondurmalarda, üretim izni ve son kullanma tarihi kontrol edilmeden tüketilmemelidir.