Sağlıklı beslenmek isteyen herkes için bir alternatif mutlaka vardır. Back-Up Sağlıklı Beslenme Danışmanı Cansu Tektunalı, hareketli şehir yaşamında zinde kalmanızı sağlayacak diyet trendleri ve sağlıklı beslenme önerilerini paylaşıyor.
-Değişen dünyada artık her şey kişiye özel… Değişen tüm alışkanlıklarımız gibi beslenme alışkanlıklarımız da hareketli şehir yaşamında değişiklik gösteriyor. Back-Up’ın Sağlıklı Beslenme Danışmanı Cansu Tektunalı, küçük tüyolarla daha sağlıklı beslenmemizi sağlayacak diyet trendlerini paylaşıyor ve besleyici alternatifleri sunuyor;
-Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de diyabet ve hipertansiyonun görülme sıklığında büyük bir artış var. Araştırmalar gösteriyor ki 40 yaş üstü neredeyse her 4 kişiden 1’i bozulmuş glikoz toleransına veya diyabet hastalığına sahip. Dolayısıyla düşük şeker ve yüksek protein içeriğiyle “Taş Devri Diyeti” en popüler diyetlerden olmaya devam ediyor.
-Düşük şekerli diyetten bahsetmişken, şekerin sadece tatlı anlamına gelmediği, beyaz unun da bir şeker türü olduğunu söylemekte fayda var. Tüm unlu gıdalarda bulunan glüten proteini, çölyak ve otizm hastalarına önerilmiyor. Glüten içermeyen aynı zamanda da yüksek protein içeriğine sahip, mercimek ve nohut unu, karabuğday, mısır ekmeği tercih edilebilir.
-Birçok insanda görülen besin alerjileri ve hazımsızlık sorunları, sindirim sisteminin iyi çalışmamasına ve metabolizmanın yavaşlamasına sebep oluyor. İnek veya keçi sütü, laktoz intoleransı olan kişilerde büyük sıkıntı yaratabiliyor. Amerika’da bir süredir popüler olan yüksek kalsiyuma sahip badem sütü bu sorunlara çözüm olacak iyi bir alternatif.
-Çalışma hayatında oradan oraya koşturan, zaman problemi olan bireyler ve sebze sevmeyen çocuklar için blenderdan geçirilen sebzeler ara öğün olarak veya ana yemeğin yanında içmek için iyi bir alternatif. Böylelikle, ısıl işlem görmeyen sebzelerden daha fazla vitamin ve mineral alınabilir.
-Sağlıklı beslenme deyince vejetaryenleri da unutmamak gerek. Besin seçimlerinin protein açısından daha kısıtlı olduğunu düşünürsek, bulgura benzeyen ama düşük karbonhidrat, yüksek protein ve kalsiyum sağlayan ‘kinoa’ yeni trend. Mesela kısırınızı ‘kinoa’ ile yapmayı deneyebilirsiniz.
-Bir diğer sorun ise düşük kalorili diyetlerin az miktarda yağ içermesi. Özellikle çok sevilen peynirlerin yaklaşık %25’i yağdan oluşuyor. Asya mutfağının incisi, peynire benzeyen ve çok az yağ içeren ‘tofu’ da trend olan besinlerden.
-Klasik kahvaltıdan sıkılanlar veya kısıtlı zamanı olanlar için hem pratik hem besleyici bir çözüm de yulaf ezmesi, müsli gibi kahvaltılıkları, sütle, yoğurtla karıştırıp afiyetle yemek.
-Bir diğer kötü alışkanlık ise yemeğin yanında içilen şekerli içeceklerdir. Farkında olmadan, bir ana öğün kadar kalori alabiliyoruz. İşte buna çok güzel bir alternatif çay kokteylleri… Şekersiz veya tatlandırıcı ile çayınızı yudumlarken, bol miktarda antioksidan da almış olursunuz.
-Tavukların hormonlu olduğuna dair iddialar sürekli kafa kurcalıyor. Tavuğun yerini omega-3 açısından zengin balık ile doldurabilirsiniz.
Diyetisyenler, yeni annelere hem sağlıklı süte sahip olmanın hem de emzirerek zayıflamanın sırrını veriyor
Bebeklerin sağlığı için hiçbir besin anne sütunun yerini tutamıyor. Dolayısıyla anneler bebeklerini sağlıkla büyütebilecek süte sahip olabilmek için gebelikte; “Sen iki canlısın, iki kişilik ye”, emzirme döneminde ise; “ Tatlı ye ki sütün bol olsun” öğütlerine sıkça maruz kalıyor. Bebeğine yeterli besini sağlamak adına her yolu deneyen anneler de bu dönemlerde fazla kilolarla baş başa kalıyor. Yeni annelerin hem sağlıklı süte sahip olmaları hem de vakit kaybetmeden eski formlarına kavuşmaları ise aslında hayal değil. Doygun Ekmek’in sosyal medyada hayata geçirdiği Doygun’la Hayata Dair Projesi’nde Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar, yeterli ve her açıdan dengeli beslenildiğinde hem annenin sağlığı ve kilo durumunun hem de bebeğin sağlığı ve anne sütü devamlılığının korunacağını söylüyor. İşte Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar’ın emziklilik dönemindeki annelere önerileri…
Emziklilik döneminde düşük kalorili beslenme programlarına maruz kalmadan zayıflamak mümkünAnne sütünün salgılanması için vücudun enerji harcaması gerekiyor. Bu enerji ortalama olarak her 100 ml süt salınımı için 100 kcal civarında. Bebeğin doğumundan sonraki ilk bir haftada anneden salgılanan süt miktarında yavaş yavaş artış görülüyor. Bebek normal emmeye başladıktan sonra ise annenin salgıladığı süt, ortalama olarak günlük 700- 800 ml civarında gerçekleşiyor. Bu da anne için günlük 750 kcal gibi fazladan bir enerji harcaması demek oluyor. Bu nedenle emziren anneler bu dönemde düşük kalorili beslenme programlarına maruz kalmadan kolaylıkla formlarına kavuşabilirler.
Anne sütünün verimi için şeker içeriği olan besinleri değil, doğal besinleri tüketin Karın bölgesinde görülen yağlar normal koşullarda zor yakılırken, bu yağların süt salgılamak için kullanılması emziklilik dönemine ait bir özellik ve bu dönemdeki kilo yönetiminde oldukça önemli. Emziklilik döneminde annelerin kilo kayıplarının yavaş olması hatta olmaması, yapılan diyetsel hatalardan kaynaklanıyor. Bu dönemde annelerin çoğunlukla yaşadıkları sıkıntılardan bir tanesi olan sütlerinin azalma korkusu bazen kilo kayıplarını zorlaştırıyor. Anne sütünün verimini artırabilmesi için şeker içeriği çok olan besinleri değil, doğal besinleri kullanmak gerekiyor. Su, maden suyu, meyve, sebze, süt, yoğurt, ayran, şekersiz kompostolar, az yağlı çorbalar, tam buğday ekmeği, kuru baklagiller, bulgur ve yulaf anne sütünün verimini artırmaya yardımcı besinler arasında yer alıyor.
Günde 2,5-3 litre su tüketin Annelerin emziklilik döneminde gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı alması gerekiyor. Bu dönem için 2,5-3 litre su tüketimi ideal bir ölçü. İş yerinde su tüketmeyi unutmamak için çalışma masasının üzerinde bir adet su ile dolu sürahi ve bir adet bardak bulundurmakta fayda var. Bardak dolu oldukça içme eğiliminin daha da artacağını unutmamak gerekiyor.
Kahvaltı yapmadan güne başlamayın Vücudumuza güne başlamak için gerekli enerjiyi sağlayan kahvaltı süt salınımını artırarak kilo verilmesine yardımcı oluyor. Bu nedenle kahvaltıyı zamanında yapmak, sabahları işe giderken kahvaltıyı atlamamak gerekiyor.
Öğlen ve akşam yemeklerinizde sebze ve kuru baklagil içeren çorbalar içinÖğlen ve akşam yemeklerine 1 kase çorba ile başlangıç yapıp çorba tüketiminde de sebze ve kuru baklagil içeren çorbalara ağırlık verildiğinde hem sağlıklı hem de doygunluğu bol bir öğün geçirilir. Yumurta tüketmeden güne başlamayın
Mucizevi ve doğal bir hayvansal protein kaynağı olan yumurta iştah kontrolünü sağlıyor. Her gün kahvaltıda bir adet yumurta tüketerek daha uzun süre tok kalmak mümkün.
Emziren anneler için sebze ve meyve tüketimi de çok önemli. Hayatın her döneminde olduğu gibi bu döneminde de işlenmiş şarküteri gıdalarından uzak durmak gerekiyor.
Diyet tatlılarınızı kendiniz yapınBasit şeker içerikli tatlılar, sütü değil kiloyu artırıyor. Bu şekilde beslenmeyle bilinçsizce alınan gereksiz kaloriler, sütün aksine kilo artışına neden oluyor. Çözüm ise kendi diyet tatlını yapmak. Diyet yoğurdu tatlandırıcı ile çırparak biraz yulaf ve light böğürtlen reçeli kullanarak harikalar yaratmak mümkün. Üstelik bu sayede anne sütünün de kalitesi artıyor.
Kahveye dikkat! Emziklilik döneminde günde en fazla 1 ya da 2 fincan kahve içmek mümkün. Daha fazlası bebeğinizin huysuz olmasına ve uyku güçlüğü çekmesine neden olabilir. Bu nedenle fazla kahveden kaçınmak gerekiyor. Her gün kalsiyum, magnezyum ve çinko bakımından zengin ürünleri tüketin
Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peyniri yağsız olarak günde en az 5 porsiyon tüketmek mümkün. Magnezyum ve çinko her kadın için yaşamın her döneminde önemli. Bu nedenle her gün 10 adet badem ya da 4 tüm ceviz tüketmeyi alışkanlık haline getirmekte fayda var. Anne sütü alan bebeklerde gaz ve şişkinliğe neden olan baharatlı gıdaları ise tercih etmemek gerekiyor.
Diyetler, egzersizler kilo probleminize çare olmuyor, ideal ölçünüze bir türlü ulaşamıyorsanız sorunun kaynağı bilinçaltınızda gizli olabilir.
Diyetisyene gidiyor, verilen listeleri aynen uyguluyorsunuz, saatlerinizi spor salonunda geçiriyorsunuz… Sonuç; ya kilo veremiyor ya da verdiğiniz kiloları kısa süre içerisinde yeniden alıyorsunuz. Bedeninizi istediğiniz kiloda tutmayı başaramayınca mağlup olmuş gibi hissedip fazla kilo sorununuza bir de başarısızlık duygusunu ekliyorsunuz ve aynı kısır döngüyü tekrarlıyorsunuz. Hiç düşündünüz mü; kilolarınızın nedeni sanılanın aksine yanlış beslenme ve hareketsizlik değil de bilinçaltınızdaki olumsuz inançlarınızsa…
Hayatımızı şekillendiren her deneyimin, tekrarlanan her durumun geçmişte yaşadığımız ve bilinçaltına yerleştirdiğimiz kodlarımızın yansımasıdır olduğunu belirten Spiritüel Gelişim Danışmanı Gülnur Ünal, “İlişkilerimizi, aşık olacağımız kişiyi, iş yaşamımızı, maddi durumumuzu nasıl ki bilinçaltımızın yönlendirmesiyle belirliyorsak bedenimizle olan ilişkimizde de başrol bilinçaltının. Çözemediğiniz sorunlar, endişe, öfke, suçluluk, korku gibi duygular göbeğinizde, belinizde, bacaklarınızda birikmiş kilolar olarak karşınıza çıktığı gibi ruhsal bir yük oluşturarak da sizi mutsuz kılar” diyor.
Ruhsal Açlığınızı Değil Bedeniniz Doyurmak İçin Yiyin
İnsanın varoluşunda şişmanlığın olmadığını söyleyen Gülnur Ünal, “Her canlı doğumundan itibaren, ne zaman, ne kadar yemek yemesi gerektiğini bilir. Ancak bedeniyle iletişimi kesip sezgilerine kulaklarını tıkadığında kendi gerçekliğinden de uzaklaşır. Yiyeceklerin değil de onlara yüklediğimiz anlamların bedenimizi ve ruhumuzu ağırlaştırdığını kabul etmeliyiz. Çünkü fiziksel açlığınızı doyurmak için yediğinizde şişmanlamanız mümkün değildir ama duygusal açlığınız için yiyorsanız gerçek sorunun kaynağını tespit etmeniz gerekir. Üzüldüğünüz, kızdığınız, öfkelendiğiniz her anda kendinizi buzdolabının başında buluyorsanız duygusal boşluğunuzu doldurmaya çalışıyorsunuz demektir ama yediğiniz hiçbir çikolata sorununuzu çözmeyecektir. Sizi yemeğe yönlendiren duygunuzu fark edip kendinizle bağlantıda kalmalısınız” diye konuşuyor.
Aşırı Yemek Kendinize Hakarettir
Kilo vermeye karar verdiğiniz noktada hem bedensel hem de ruhsal bir rahatlama yaşamanın keyfine varacağınızı belirten Gülnur Ünal, şunları söylüyor:
“Ancak bunun için kiloya dair düşünce kalıplarınızı bırakmaya gönüllü olmalısınız. Çok yiyen bir kişi yemekle hayali bir ilişki kurarak gerçekte sahip olmadığı bir gücü elde ettiği duygusuna kapılır. Ama gerçekte aşırı yemek bedeninize ve ruhunuza hakarettir ve kendinizi daha fazla eleştirmenize neden olur. Kilo almanıza neden olan düşünce yapınızı değiştirip korkularınızı sevgiye dönüştürdüğünüzde zihin- beden bütünlüğüne kavuşacak ve fazla kilolarınızdan kalıcı olarak kurtulacaksınız.”
“Kilo Vermek Zor” İnancından Kurtulun
Yemekle ilişkinizin ne zaman bozulduğunun cevabının bilinçaltında saklı olduğunu söyleyen Gülnur Ünal, şu çarpıcı açıklamaları yapıyor:
“Bilinçaltı yaşadığınız her olayı saklı tutar ve bunların sizde bıraktığı düşünce, inanç ve duyguları kodlar. Çocukluğunuzdan kalan yemekle ilgili hoş anılarınız olabilir; tüm ailenin bir arada olduğu bayram sofraları ya da pazar kahvaltılarını özlüyor olabilirsiniz. Huzura ihtiyacınız olduğunda bilinçaltınız bu anları hatırlatmak adına sizi yemeğe yönlendirebilir. Küçükken kilolu halinizi sevimli bulmalarından ötürü bilinçaltınız kilo alırsam daha çok sevilirim duygusunu yaratabilir ya da ‘yemek yemezsen hasta olursun’ diye büyütüldüyseniz sağlıklı olmak için kilolu olmak gerektiği inancını geliştirmiş olabilirsiniz. ‘Kilo vermem imkansız, ne yesem yarıyor, bu vücut yapısı bizde genetik, diyetler hiçbir işe yaramıyor, bu şekilde kilo vermem çok zor’ gibi inançlara sahipseniz de zayıflamaya karşı direnç gösterirsiniz ve kilo verseniz dahi geri almanız kaçınılmazdır.”
Kuantum ve QEPR Terapisi
Yemek yemeğe yönlendiren ve zayıflamaya engel olan düşünce kalıplarını tespit etmenin önemli olduğunun altını çizen Gülnur Ünal, “Bunun için pek çok yöntem uygulanabilir. Ben danışanlarımın reiki ve kuantum terapi yöntemi ile olumsuz inançlarını bulup dönüştürmelerini sağlıyorum. Ayrıca QEPR terapisi de kilo sorununun kaynağını bulup, birkaç seansla çözümü için etkili bir yöntem. Danışanın akupunktur noktalarına belli bir sıralamada yapılan vuruşlar ile kilo sorunundan kurtulması sağlanıyor. Olumlama cümleleri de kişi üzerinde etkili olur, her gün mümkünse ayna karşısında bu cümleleri tekrarlayarak işe ruhunuzu ikna etmekten başlayabilirsiniz” önerisinde bulunuyor.
Kullandığınız Cümleler Gerçeğiniz Olur!
Kullandığınız sözcükler ve odaklandığınız düşünceler gerçekliğiniz olmaya başlar. O nedenle kullanılan cümlelerin olumlu mesajlar içermesi gerektiğini söyleyen Gülnur Ünal, “Bedenim bana neyi ne kadar yemem gerektiğini söylüyor. Sadece acıktığımda ve yeteri kadar yiyorum. İdeal kilomda kendimi daha mutlu ve özgür hissediyorum. Mutlu, sağlıklı, zinde, ideal bir bedenim var” gibi olumlama cümlelerini tekrarlamak sizi ulaşmak istediğiniz hedefe yaklaştıracaktır” dedi.
İngiltere’de yapılan bir araştırmaya dikkat çeken Psikolog Dr. Feyza Bayraktar, günde 60 dakika fiziksel aktivite yapan gençlerin akademik anlamda daha başarılı olduklarını söyledi.
Fiziksel aktivite sırasında beynin salgıladığı proteinler sayesinde sinirler ve hücreler arasındaki bağın güçlendiğini, bu bağ güçlendikçe de çocukların anlama ve bilgi depolama yetilerinin geliştiğini belirten Psikolog Dr. Feyza Bayraktar, fiziksel aktivitenin çocuğun akademik başarısında önemli yere sahip olduğunu söyledi.
Fiziksel aktivitenin sağlık için ne kadar yararlı olduğunun herkes tarafından bilindiğini ancak psikolojiye ve yaşam kalitesine etkileri konusunun henüz yeterince bilinmediğini belirten Dr. Bayraktar, Aktif Yaşam Derneği’ne yaptığı açıklamada şunları aktardı: “Fiziksel aktivite maalesef ülkemizde kilo verme amaçlı, dönemsel yapılan bir şey olup henüz gündelik hayatın bir parçası haline getirilmiş değil. Ancak fiziksel aktivite sadece kilo kontrolünde ve kas, iskelet, dolaşım sisteminin sağlıklı işleyişinde değil; beyinde duygu durum ve konsantrasyonu etkileyen salgıların da sağlıklı işleyişinde etkilidir. Depresyonu önler, kaygıyı azaltır ve konsantrasyonu arttırır. Çocukluk döneminde yapılan düzenli fiziksel aktivite; çocuğun derslerine konsantre olabilmesine, duygusal olarak rahatlamasına ve sınav kaygısının azalmasına yardımcı olur.”
Hem Başarıyı, Hem Psikolojiyi Etkiliyor
Stratchclyde ve Dundee Üniversiteleri tarafından yapılan ve British Journal of Sports Medicine Tıp Dergisi’nde yayınlanan araştırmanın, fiziksel aktivitenin akademik başarı üzerindeki olumlu etkisine dikkat çektiğini söyleyen Bayraktar, başarıyı etkileyen en önemli faktörlerden birinin de özgüven olduğunu ifade etti.
Fiziksel aktivite ile gelişen ‘yapabilme, başarabilme’ duygusunun okul hayatına da olumlu yansımalar yaptığını dile getiren Psikolog Dr. Feyza Bayraktar, “Kendi ile barışık, insan ilişkilerinde sorun yaşamayan, sağlıklı arkadaş çevresi olan kişi mutludur ve mutlu olan kişi de gerek okul hayatında gerekse çalışma hayatında başarılı olur. Düzenli yapılan fiziksel aktivite kişinin sağlık bilincinin oturmasında önemli rol oynar ve kişinin bedeni ile barışık olmasına yardım eder. Çocukluk ve ergenlik döneminde sıklıkla karşılaştığımız yeme ve kilo problemleri, uyuşturucu madde kullanımı gibi olumsuzluklar düzenli yapılan fiziksel aktivite ile önlenmiş olur” diye konuştu.
Dünya Sağlık Örgütü 5 yaşından 17 yaşına kadar günde 1 saat orta ya da yoğun tempolu fiziksel aktivite öneriyor.
Diyet ve Beslenme Uzmanı Simge Çıtak, kalori saymak yerine beslenmeyi öğrenip yaşam tarzınızda ufak değişiklikler yaparak kilo konusunda kalıcı çözümler bulabileceğinizi söylüyor.
Kilo vermek isterken kendinizi kalori hespları içinde boğulmuş mu buluyorsunuz? RT Tıp Merkezi Diyet ve Beslenme Uzmanı Simge Çıtak, kalori saymak yerine beslenmeyi öğrenip yaşam tarzınızda ufak değişiklikler yaparak kalıcı çözümler bulabileceğinizi söylüyor ve bunun için 10 adımlık bir rehber sunuyor:
1. Besin gruplarını öğrenin Yediğiniz bir yemeğin 500 kalori olduğu bilmek size pek bir şey kazandırmaz. Önemli olan yediğiniz yemeğin hangi besin grubundan olduğunu bilmeniz. Bunu bilirseniz, günlük beslenmenizi ona göre ayarlayabilirsiniz. Diyelim ki günlük ihtiyacınız 1500 kalori. 1500 kaloriyi geçmeyecek şekilde tüm gün boyunca makarna yediniz. Doğru mu yapmış olursunuz? HAYIR!
Vücudumuzun tüm besin gruplarına farklı miktarlarda ihtiyacı var. Süt grubu, et grubu, ekmek grubu, sebze ve meyve grubu, yağ gruplarından kişiye göre değişen oranlarda her gün almalıyız. Denge herkes için aynıyken, yeterlilik kişiye göre değişir.
2. Yediğinizin yarısını yiyin Özellikle dışarıda yemek yediğinizde, porsiyon miktarları sizin kontrolünüzde değildir ve siz de o anda doyup doymadığınızı düşünmeden önünüze gelen bütün yemeği yersiniz. Bu nedenle yarım porsiyon ısmarlamayı alışkanlık haline getirin ya da yanınızdaki kişiyle yemeğinizi paylaşın. Evde yemek yerken de her zaman yediğiniz miktarın önce yarısını tabağınıza alın, doymazsanız yine alabileceğinizi unutmayın. Kullandığınız tabakların boyutlarını küçültün. Yemeğin yanına mutlaka bol salata koyun ve yemeğe salatayla başlayın.
3. Yavaş yiyin ve çok çiğneyin Yavaş yemeyi ve çok çiğnemeyi alışkanlık haline getirebilirsiniz. Her lokmayı en az 10 kere çiğneyin. Hem sindirim sisteminize yardım edersiniz hem de yediklerinizin miktarını azaltırsınız. Çünkü hızlı yediğinizde beynin açlık merkezine sinyal ulaşana kadar siz ihtiyacınızdan daha fazla yemeği yemiş olursunuz. Açlık merkezinin sinyali alabilmesi için en az 10 dakika gereklidir. Ayrıca her lokmadan sonra, çatalınızı ve bıçağınızı bırakmak yemek yeme hızınızı azaltmanıza yardım eder.
4. Daha çok su, daha az yemek Su içmek için susamayı beklemeyin. Su tüketiminiz arttıkça iştahınızı daha rahat kontrol altına aldığınızı göreceksiniz. Ayrıca su, aldığınız besinlerin termik etkisini artırarak daha fazla enerji harcamanıza yardım eder. Su içmek öğrenilebilen bir alışkanlıktır. Su içmeyi sevmiyorsanız; suyun içine meyve dilimleri atarak içmeyi deneyin. Ya da içmekten keyif alacağınız su ısısını keşfedin. Belki daha soğuk ya da daha sıcak suyun tadını sevebilirsiniz.
5. Stresinizi egzersizle atın Stresten tamamen uzaklaşamadığımıza göre, atmanın yollarını bulmalıyız. En güzel yolu da hayatımıza sevdiğimiz egzersizi katmak. Ancak ağır egzersizler yapmaya çalışmayın, gerçekleşmesi zor hedefler belirlemeyin. Sadece kendinize yeni bir stres kaynağı yaratırsınız. Onun yerine uygulayabileceğiniz değişiklikler yapın. Doğada yürümeyi deneyin, hem ruhunuzu hem bedeninizi besleyin. Vaktiniz yoksa en azından evde dans etmeyi deneyin.
6. Yiyeceklere duygusal anlamlar yüklemeyin Bazı insanlar mutlu olunca, mutsuz olunca, yalnız hissettiğinde yani duyguları baş edemediği noktaya gelince yemeye yönelir. Aslında geçekte aç oldukları için yemezler. Siz de bunlardan birini yaşadığınızda yemek yiyorsanız, yemek yerine kendinize başka bir aktivite bulun. Mesela şarkı söyleyin, müzik dinleyin.
7. Başka bir şeyle ilgilenirken yemek yemeyin Televizyon izlerken ya da çalışırken yemek yerseniz ne yediğinizin ve ne kadar yediğinizin farkında olmazsınız. Hatta doyduğunuzu bile anlayamazsınız. Yemek saatinde sadece yemek yiyin.
8. Dolap temizliği yapın Evinizi sizi yoldan çıkaran, kalori değeri yüksek, besin değeri düşük yiyeceklerden arındırın. Onun yerine sağlıklı besinlerden oluşan yeni bir dolap hazırlayın. Atıştırma alışkanlığınız varsa sağlıklı atıştırmalıklar olan kuru meyve, leblebi ve tarhana cipsi bulundurun. Ama bunların da miktarlarına dikkat edin.
Buzdolabına yaptığınız temizliği giysi dolabınızda da mutlaka yapmalısınız. Kilo verdikten sonra eski kilonuza göre olan büyük giysilerinizi mutlaka verin. O kıyafetleri vermediğinizde bilinçaltınız 'tekrar kilo almak' isteyebileceğinizi düşünüyor.
9. Kahve randevusu verin Dostlarınızla buluşmalarınızı ya da iş toplantılarınızı yemekte değil kahve ya da çay içerek yapın. Eğlence için yemek yerine, sinemaya, tiyatroya ya da dansa gidin.
10. Ulaşmak istediğiniz görüntünüzü hayal edin Her an istediğiniz kiloya indiğinizdeki görüntünüzü, kıyafetinizi, davranışlarınızı, diğer kişilerin gözündeki etkisini hayal edin; düşünün. Bu canlandırmalar sizi ulaşmak istediğiniz yolda motive eder.
Çoğumuz için zor olan bel ve karın bölgesinde biriken yağlardan kurtulmak, uzmanların önerdiği göbek eritme diyeti sayesinde artık daha kolay hale geliyor.Göbek eritme diyeti
Birkaç aşamadan oluşan göbek eritme diyeti, diyetin kurallarına riayet edildiği taktirde bir hafta gibi kısa bir sürede mucizevi sonuçlar verebiliyor. İşte göbek eritme diyetinin tüm ayrıntıları...
Göbek eritme diyetinin detayları
Göbeği eritmek için ilk adımı, alışkanlıklarınızı gözden geçirerek atmalısınız. Bu planı uygulamaya başlamadan önce yiyip içtiklerinizi, egzersiz, yürüyüşleri not alın. Ufak bir not defteri ya da notebooka kaydedin.
Mümkün olduğunca detaylandırın. Örneğin öğle yemeğinizi masanızda mı yiyorsunuz? Stres, üzüntü gibi durumlar yemenizi arttırıyor mu? Tüm bunlar neden zayıflayamadığınız ve kilo aldığınız sorusunun cevaplarıdır. Tuttuğunuz günlüğe kilonuzu, kalça, bel, göğüs, basen ölçülerinizi yazın. Çekebiliyorsanız bir fotoğrafınızı çekin. İleri de değerleriniz düştükçe bu sizi motive edecektir.
Belki size yakın kafede atıştırmaktan vazgeçeceksiniz ya da rahatlamak için içtiğiniz bir şişe şarabı artık içmeyeceksiniz. Normalde diyette 1 kadeh şarabın zararı yok ancak çoğu kişi kendini tutamayıp şişeyi bitirdiği için zayıflamakta zorlanabiliyor.
Düz karın diyeti kuralları
Tuttuğunuz günlüğe baktığınızda acil olarak zayıflamanız gerektiğini gördünüz. Hayatınızın kontrolünü ele alarak düz bir karına sahip olabilirsiniz.
- Günde üç öğün yiyin. İyi bir kahvaltı yapın; bir öğününüz protein bakımından zengin -bu öğlen veya akşam olabilir-, tavuk, kahverengi pirinç gibi tam tahıllılar, bol sebze, kremasız ev yapımı çorba ya da salatadan oluşmalı. Gün içinde 5 porsiyon meyve ve sebze tükettiğinizden emin olun.
- Acıkmayı beklemeyin. Öğün atlamak, çok acıkmak aşırı yemenize neden olur. Sağlıklı atıştırmalıklardan seçin sabah kahvaltıdan sonra veya akşam çay zamanı bunları tüketin.
- Güne bir bardak sıcak suya sıkılmış limon suyu içerek başlayın. Gün içinde en az 6-8 bardak su içtiğinizden emin olun. Ayrıca, bir kaç bardak bitki çayı da içebilirsiniz.
- Yediğiniz ekmeğin şeker oranına dikkat edin. Kepekli olanları tercih edin. Sandviç yerine büyük bir kase çorba veya salata yiyin. Ekstra karbonhidrat ihtiyacı duyarsanız yulaflı kek, diyet atıştırmalıklar enerji seviyenizi dengelemenizi sağlar.
- Şekerli yiyeceklerden uzak durun. Atıştırma için meyveyi ya da bir kaç ufak parça kakao oranı yüksek çikolatayı tercih edin.
- Yemeğinize çok tuz atmayın. Bu vücudunuzun daha çok tuz tutmasına neden olabilir.
- Yemek yerken yavaşça ve başka şeyler düşünmeden yemek yiyin.
- Porsiyonlarınıza dikkat edin. Yiyecek etiketlerini, miktarlarını kontrol ederek tüketin. Mümkün olduğunca ufak tabak kullanın ve yemeğinizi çok yavaş yiyin.
Düz bir karın için kahvaltılıklar
Ballı yulaf ya da taze meyve suyu, taze meyveli yoğurt, haşlanmış yumurta, domates gibi yiyecekler tüketin.
Yulaf: Yulaf karbonhidrat ve lif bakımından zengindir. Metabolizmanızı hızlandırır, sizi tok tutar.
Yoğurt: Protein bakımından zengin yoğurt mükemmel bir atıştırmalık. İçine bal, meyve veya tahıl taneleri koyabilirsiniz. Sindirim sisteminizi çalıştırarak, vücuda gerekli kimyasalların daha iyi emilimini sağlar. Az yağlı yoğurt tüketmeye özen gösterin.
Sağlıklı yiyecekler yiyin: Yağlı bir şeyler canınız istediğinde yararlı yağ içeren avokado, zeytin, fındık, çekirdek ve bitter çikolata yiyin. Bunları beslenme öğünlerinize azar azar ekleyebilirsiniz.
Yeşil çay: Antioksidan bakımından zengin yeşil çay düz karın için idealdir. Kan şekerinizi düzenler, daha az karbonhidrat almanızı sağlar.
Salatalık: Serin ve diüretik salatalık midenizin küçülmesine de yardımcı olur. Sizi tok tutar ve cildinizin iyi görünmesini sağlar. Düz karına sahip olmanızı sağlayacak diğer yiyecekler karpuz, kuşkonmaz, pırasa, kereviz olarak sıralanabilir.
Tatlı atıştırmalıkları
- Bir kâse çilek, böğürtlen- Ufak bir muz- Olgun bir armut veya şeftali- Bir adet olgun incir- Bir mandalina- 3-4 kare siyah çikolata- Bir bardak taze sıkılmış meyve suyu- Zencefil ya da meyveli yulaflı bisküvi
Lezzetli atıştırmalıklar
- Çorba- Az yağlı yoğurt- İki avuç içi dolusu çerez- Avuç içi kadar fındık- Yarım avokado- Havuç gibi sebzeler- Bir kaç tane ufak domates
Göbek eritmek için 7 günlük egzersiz
Bel ve karın bölgenizdeki yağlanmayı önlemek ve göbeğinizi eritmek istiyorsanız aşağıdaki egzersizleri 7 gün boyunca mutlaka yapmalısınız.